30 Eylül 2009 Çarşamba

Anayasayı Bir Sefer Delmekle Bir Şey Olmaz!!

DTP’lilerin mahkemeye gidip ifade vermemeleri ile ilgili yorumları okuyorum dinliyorum günlerdir.
Eski meclis başkanımız, bu milletvekillerini bulamamak gibi bir yöntem ile sorunu bir kac aylıgına ertelemişti. Şimdi tekrar gündeme geldi.

Tüm yorumcu aydınlarımız, yaptıkları değerlendirmelerde, anayasayı yorumladıklarında, bu arkadasların zorla mahkemeye götürülmesi gerektiğini söylüyorlar. Zaten anayasa bu konuda gayet açık.
Bu aydınlarımızdan bazıları yorumlarını burada kesmeyip sözlerine "ama.." diye devam ediyorlar.
Devam edenlerden bir kısmı bu durumun Türkiye’nin itibarını zedeleyecegini söylüyor, bir kısmı fikir hürriyetinden bahsediyor bir kısmı milletvekili dokunulmazlığının sınırlarından, hırsızlıkdan yargılananlara bile dokunulamadığından.
Anlıyoruz ki Anayasamızın bu maddesi uygulanırsa ülkemiz acısından kötü olacak (mış).....

Rahmetli Turgut Özal yine haklı çıktı “Anayasayı bir sefer delmekten bir sey olmaz!”
Hepsinin dedikleri özetle bu..

Bence:
Kuralları değiştirmeye gücü olanların, onları değiştirmek ya da değiştirmeye çalışmak yerine "kendilerince" doğru nedenler ile uygulamamaları bence sistemin çöküşüne işarettir.

Ben'ce -1-

Tarafsız olmak kararsız olmak degildir.
Olduğunuz, olacağınız tarafı önyargısız, bağımsız, özgürce seçmek demektir.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Hata Yapma Hakkı = Özgürlük

Özgürlük zor cok zor
Özgür olan icin de zor, özgür bırakan icin de.
Bir de işin içine sevgi girince büsbütün cıkılamıyor icinden.

Hep bizim gibi düşünseler, bizim gibi karar verseler sorun yok.
İstedigini yapabilirsin dersin olur biter, nasıl olsa bizce dogru olanı isteyecekler.
Ama ya hata yapmak isterlerse!.....
İnsan göz göre göre kızının ya davulcuya, ya zurnacıya varmasına nasıl izin verecek ki?
Kolay degil hic kolay degil...
Oglunuz iyi bir iş güc sahibi mi olacak, hayallerinin pesinden mi gidecek?
Zor cok zor.

Özgürlük hata yapma hakkıdır, özgür bırakmak hata yapmasına izin vermek...


Devlet babamız da böyle, biz iyi insanlar olalım diye uğrasıp duruyor.
Ama bazılarımız bir türlü onun gibi düşünmüyor işte..
Hata yapmaya calısıp duruyoruz....

17 Eylül 2009 Perşembe

Baslarken..

Öncelikle , beni yazmaya tesvik hatta ikna ettigi icin Özlem’e cok teşekkür ediyorum.

Bazen farklı dünyalarda yasadıgımızı düşünüyorum. Kiminle mi? Siyasetcilerle, yazarlarla, gazetecilerle, arkadaslarımla, ahkam kesenlerle, herkesle...

Her gün gazete okurken, televizyon seyrederken, arkadaarımla konuşurken, hayretler icinde kalıyorum, anlamsızlasıyorum.

Bu blogda sık sık benim görüşlerimi yazacağım

15 Eylül 2009 Salı

Ankara‘daki içki Referandumu

Referandum Üzerine
Ankara’da referandum yapılıyormus. Gerci referandum degil, kamuoyu anketi imis. Belediye Meclisinde CHP’lilerin de oyu ile kabul edilmis, sonra CHP’liler hızlı okumusuz diye itiraz etmişler.
7. cadde esnafına ve burada olturan vatandaslara 2 soru sorulacakmıs.
1- Cadde trafige kapansın mı?
2- Alkollu içki satan barlara izin verilsin mi?

Sonra en son kararı gene Belediye Meclisi verecekmis. Halk için halka rağmen mi olacak, yoksa ne yapalım halk böyle istedi mi, görecegiz.

İşin içkisini, laikligini bir kenara bırakın bir trafiğe kapatılıp kapatılmayacağı o sokak halkına mı sorulur, yan sokağa, semte, sehre etkisi nedir, diğer caddeleri nasıl etkiler? O caddenin sakinleri tüm sehri nasıl etkileyeceklerini düşünmeliler yoksa kişisel konfor alanlarını mı?

Ne diyeyim, ben boğazda otursam da böyle bir anket yapsalar 2. soruya hayır derdim. Neden evime ulasmak icin dünya capındaki gece kluplerimizin olusturdugu trafikle boğuşayım , neden balkonumda huzurla bogazı seyretmek varken trafik gürültüsü, müzik sesi duyayım.


Birinci soruya cevabım evimin trafiğe kapanan noktadan uzaklığına bağlı olurdu, arabamı bırakıp 1 km yürüyeceksem açık kalsın, 20 metre yürüyeceksem kapansın.

7 caddede oturanlar da aynen boyle yapacak, müzikten rahatsız olan amcalar, teyzeler barlar kapansın diyecek, sigara satan kuruyemisçi acık kalsın.
Sonra birileri içki diyecek, günah, din diyecek, AKP diyecek, laiklik diyecek, Atatürk’e kadar gidecek konu, ülkenin temelleri tartısılacak.
Yok yok okadar uzun boylu değil sadece müzikten rahatsız oluyorum diyen adamı kimse takmayacak. Biraz daha fazla sigara satmaya calışan büfeyle, para kazanmaya calısan işletmeciyle kimse ilgilenmeyecek bile.

Simdi okurken, yok ben toplumun cıkarını düşünürüm filan diyenler olacaktır, onlara cevabım da “Hadi canım sen de”.

Bana sorsunlar evime kadar transit yol istiyorum, giris cıkış olmasın. (eskiden tercihli otobüs yolları vardı şimdilerde metrobüs yolu diye adını değiştirdiler onlar gibi, ama sadece bizim semte kayıtlı araclar girebilecek)

Ne diyeyim Allah akıl fikir versin.

CHP Üzerine / Siz gitseniz AKP de gidecek
Bu süreç baştan sona garip, Belediye Meclisinde oy birligi ile kabul edilmis, sonra CHP’liler hızlı okuduk anlamamıstık diye itiraz etmisler. Hem itirazları kabul olmamıs hem de, Melih Gökçek, bu arkadasların anlama kabiliyetleri ölçmek lazım, diye dalga geçmiş.

Sonra da neden AKP bu kadar oy alıyor diye merak ediyoruz. Meclisde Askeri yargı Sistemi değistiriliyor CHP’liler konuyu anlamadan “EVET” diyor, Ankadara içki referandumu yapılıyor CHP’li Belediye Meclis üyeleri hızlıca okuyup anlamadan “EVET” diyor. İkisinde de ertesi gun sabah kahvaltıda gazete haberlerini okurken ne yaptıklarını anlıyorlar ya da eşleri uyarıyor, cocukları baba, anne sen ne yapmıssın diye tavır koyuyor. Fırlayıp AKP’yi halka sikayet ediyorlar. "Bu iktidar partisi bizi gene kandırdı."

Efendiler siz orada bu ülkeyi, bu sehri, bu ilceyi yönetmek icin oturuyorsunuz. Azınlıkda olmanız milletin vekili oldugunuz gerceğini değistirmiyor. Siz işinizi doğru düzgün yapmıyorsunuz, evet dediginiz belgeleri okumuyorsunuz, yüksek ihtimalle hayır dediklerinizi de okumuyorsunuz, çekimser kaldıklarınızdan haberiniz bile yok herhalde.
Siz bir gitseniz, yerinize adam gibi bir muhalefet gelse, AKP’de gidecek, hepimiz rahat edeceğiz, siz bunu da anlamıyorsunuz. (Gökçek Bey arada dogru konusuyor galiba)

Bana dair...
Nedendir bilmem bu haberleri okurken ağzıma Ahmet Kaya’nın sarkısı dolandı

Basım belada, basım belada.....

Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan ahmakça




Not: Sigara konusunda da bir referandum yapsak ne olur sizce. Hem ucu laikliğe filan da dokunmuyor..

10 Eylül 2009 Perşembe

Hangi Taraftayım..

Sunu bilinki ben sizden degilim! Kim olusanız olun sizin tarafta değilim, ben buradayım, tam bu noktada.
Ben kendi tarafımdayım.
Siz nerdesiniz?
Oldugunuz yer gercekten siz'misiniz?
Yoksa orada olmak zorunda mısınız?

Her sey gönlümüzce olsun.
Bora'dan Sevgilerle